Gökyüzüne Salıncak Kuran Çocuk
Bir
gün köyün yakınındaki ormana gitmiş. Ormanda yaşlı bir çınar ağacı
varmış. Bu çınar, köydeki herkesin gölgesinde oturduğu, sırlarını
anlattığı bilge bir ağaçmış. Ali, çınarın yanına oturup gökyüzüne
bakarken içini dökmüş:
“Ah, koca çınar! Keşke gökyüzüne bir salıncak kurabilsem. O zaman bulutlarla oynar, yıldızlarla sohbet ederdim.”
Yaşlı çınar, kalın dallarını hışırdatmış ve derin bir sesle konuşmuş:
“Ali, eğer gerçekten istiyorsan bu hayalini gerçekleştirebilirsin. Ama
bunun için sabırlı, cesur ve iyi kalpli olman gerekir. Çünkü gökyüzüne
salıncak kurmak kolay iş değildir.”
Ali
heyecanla ayağa kalkmış. “Ben hazırım!” demiş. Çınar, köklerinden ince
bir ip çıkarmış. Bu ip öyle sağlammış ki ne rüzgâr koparabilirmiş ne de
yağmur çürütebilirmiş. Çınar demiş ki:
“Bu ipi gökyüzüne uzatmalısın. Ama unutma, sadece kalbinde sevgi taşıyan biri bu ipi göğe bağlayabilir.”
Ali
ipi almış ve köyün tepesine, en yüksek yamaca çıkmış. Gökyüzüne doğru
ipi fırlatmış. İlk denemede ip yere düşmüş. İkinci denemede de olmamış.
Ali biraz üzülmüş ama pes etmemiş. Üçüncü denemesinde, ip gökyüzüne
doğru uzanmış ve pamuk gibi bir buluta tutunmuş! Ali sevinçle bağırmış:
“Başardım!”
Sonra ipin ucuna tahtadan küçük bir salıncak yapmış. Salıncağa oturmuş ve yavaşça sallanmaya başlamış. Önce biraz yükseğe çıkmış, sonra daha da yükseğe... Derken bir bakmış ki ayakları artık köyün çatılarının üzerinden geçiyor. Daha da sallandığında bulutların arasına girmiş.
Bulutların üstünde kuşlarla konuşmuş, rüzgârla yarış yapmış. Bir bulut ona şekil değiştirerek oyunlar oynamış. Başka bir bulut ise gökyüzünün sırlarını fısıldamış. Gece olunca Ali, salıncağını yıldızların arasına kurmuş. Yıldızlar etrafında parıldamış, ay ona gülümsemiş.
Sabah olduğunda Ali yavaşça köyüne dönmüş. Salıncağını çınarın yanına bırakmış. Köylüler onun gözlerindeki ışığı görünce hayret etmişler. Ali onlara hiçbir şey anlatmamış, sadece gülümsemiş. Çünkü bazı hayaller, sadece yaşayanın kalbinde saklanırmış.
Ve Ali o günden sonra her fırsatta gökyüzüne salıncağını kurup hayallerine ulaşmaya devam etmiş.
Bir varmış, bir yokmuş, gökyüzü hep varmış…